serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk

30 Aralık 2015 Çarşamba

Evren düşünceyi değil hareketi alkışlar!

Yapabileceğiniz ya da yapmayı düşlediğiniz şey 
ne olursa olsun, 
harekete geçin.
Cesaret kendi içerisinde deha, güç ve sihir barındırır.

Goethe


29 Aralık 2015 Salı

Yıl sonu içsel hesap dökümü

Yazıyoruz da ne oluyor?


Lise yıllarından bu yana yılın son günlerinde bir sonraki yıl için kararlarımı, dileklerimi yazarım. ''Sevgili günlük'' tadında defterler tuttuğum o dönemlerde yazdıklarımın pek de büyük bir etki yaratmadığını görsem de, o yazılar bile kişisel tarihimin izini sürmede büyük ipuçları veriyor bana.

Ne zaman yazmanın aslında dönüştürücü bir gücü olduğunu keşfedip bu konuda daha bilinçli defterler tutmaya başladım, o zaman kalem ve kağıt kullanarak kendimi, yaşamımı, ilişkilerimi anlamlandırıp daha isabetli hedefler koyabildiğimi gördüm.

Düzenli defter tutmasanız bile önemli döngülerde yazılı hesap dökümü yapmanın sihirli bir etkisi var. Ancak benim geçmişte ıskaladığım en büyük nokta, geride bıraktığım dönemi değerlendirmeden bir sonraki bölüm için kararlar almaktı. Oysa yeniye yer açmak için kapanışların ne kadar önemli olduğunu öğrendim. O nedenle bu yazıda önümüzdeki yıl neler yaratmak istediğiniz kadar 2015 yılının sizin için neyle ilgili olduğuna odaklanan yazı çalışmaları önerileri bulacaksınız. Elbette bu tip çalışmaları sadece hesabı kapatırken değil düzenli olarak uygulamak çok daha büyük bir fark yaratacaktır.

Çünkü:
  • Yazmak odaklanmanızı kolaylaştırır. Geçmiş deneyimlerden size kalanları ve gelecek günlerden ne beklediğinizi net olarak görmenizi sağlar.
  • Gelişiminizi takip eder, aynı hataları tekrarlamak üzereyken frene basabilirsiniz.
  • Kısır döngülerinizi görüp otomatik vitesten çıkmak için kendinizi motive edersiniz.
  • Düşünürken sincap gibi oradan oraya zıplayan zihniniz yazarken sakinleşir ve berraklaşır.
  • Özellikle elle yazarak sağ beyninizi aktive edersiniz ve sezgilerinize açılan kapıları serbest bırakırsınız. Daha önce göremediğiniz çözümler, yaratıcı fikirler kağıdın üzerinde belirmeye başlar.
  • Kendinizle özel bir bağ kurarsınız. Duygularınızı ve düşüncelerinizi daha kolay anlamlandırırsınız. Bu da stres seviyenizin düşmesine yardımcı olur.
  • Yaşamınıza kuşbakışı bakabilir, değişime ihtiyaç olan alanları daha kolay belirleyebilirsiniz.
  • Diğerlerinin yargılarından uzak, kendiniz olma özgürlüğünü yaşarsınız.


2015'i nasıl uğurluyorsunuz?

O halde başlayalım. Önce oturduğunuz yerde omurganızı dikleştirip gözlerinizi kapatarak birkaç derin nefes alın ve nefesle birlikte karın bölgenizde meydana gelen değişikliklere odaklanın. Böylece günlük eylemlerin enerjisinden bir parça uzaklaşıp zihninizi özel bir duruma davet ettiğinizin farkına varın.

Yargısız bir tanık gibi, adeta bir film izler gibi geçtiğimiz yıla baktığınızı hayal edin.

Geçtiğimiz yıl sizin için neyle ilgiliydi? Neler öğrendiniz? Neleri alacaksınız yanınıza 2015'ten ve neleri bırakacaksınız?

Aşağıdaki soru önerilerinden dilediğinizi seçebilir ya da kendi sorularınızı sorabilirsiniz:

1. İnsanlarla ilgili ne öğrendim?
İpucu: Örneğin beklentiler, yakınlık kavramı, talep etmeyi öğrenmek gibi kavramlar; hayatınıza yeni giren insanlar ve ilişkinizin şeklinin değiştiği insanlar...

2. Kendimle ilgili ne öğrendim?
İpucu: Örneğin bu yıl en çok üzerinde durduğunuz içsel gelişim alanları hangileri? Hangi değerlerinizi keşfettiniz, onları ne kadar yaşatabildiniz? Kendinizde neleri değiştirebildiniz? En çok hangi konularda takıldınız?

3. Dönüm noktaları ve önemli kararlarım hangileriydi?
İpucu: Mesleki kararlar, aldığınız eğitimler, okuduğunuz kitaplar, sorunlarla gelen farkındalıklar...

4. Bu yılın benim için tema'sı neydi?
İpucu: Cesaret, teslimiyet, değişim, hareket, akışa güven vb? Bu yıl sizin için neyle ilgiliydi?

5. Bana hizmet etmeyen neleri bırakıyorum?
İpucu: Hangi olumsuz düşünce kalıplarınızı, hangi sınırlayıcı inançlarınızı, hangi yararsız alışkanlıklarınızı bırakıyorsunuz seneyi bitirirken?

6. 2016' ya neleri taşıyacağım?
İpucu: Bu yılki hangi kazanımlarınızı, hangi yeni alışkanlıkları, hangi düşünceleri önümüzdeki yıla da taşıyacaksınız?


(Benim cevaplarım fotoğraftaki defterde, tam da parmağımı koyduğum yerde :))
  
Ve 2016' yı karşılarken:

1. Bu yılın tema'sı ne olsun? Bu yıl benim için neyle ilgili olsun?
2. Bu yıl hangi değerlerimi daha çok yaşatmaya niyet ediyorum?
3. Bu yıl neleri başarmaya niyet ediyorum?
4. İlişkilerle ilgili nasıl bir hedef koyuyorum?
5. Maddi beklentilerim neler?
6. Hangi yeni alışkanlıkları edinmek istiyorum?
7. 2016 biterken kendimi ne için kutluyor olmak isterim?


Bu soruların yanıtlarını yazarken mümkün olduğunca ilk gelenleri yazın, zihninizin fazla mesai yapıp suyu bulandırmasına müsaade etmeden aktığı gibi, özgürce yazın. Belki birinci kısmı bir gün, ikinci kısmı ertesi gün yazabilirsiniz. Ve yıl boyunca ara ara dönüp yazdıklarınıza bakarak nerede olduğunuzu, nereye ilerlediğinizi kontrol edebilir, bu çalışmanın bir yol haritası olarak size önümüzdeki dönemde kılavuzluk etmesini sağlayabilirsiniz.

Barış, sevgi, bereket, sağlık ve neşeyle geçireceğiniz, özgür bir yıl dilerim.

18 Ocak 2015 Pazar

Yenilikten korkmak da mağara devrinde kalsaydı keşke.


Koçluk eğitimimizde verilen ilginç ve güzel ödevlerden biri de The Croods'u izlemekti. Animasyon filmleri son yıllarda daha bir seviyorum zaten, bayıldım bu ödeve.

Film, dünyanın ilk çağlarında geçiyor ve etraflarındaki herkes çatır çatır ölürken hayatta kalmayı başarmış bir ailenin etrafında dönüyor. Bu aile nasıl hayatta kalmış? Kurallarla tabi :) En önemli kural ''sakın korkmamazlık etme, korkmazsan ölürsün!'' ve ''yenilik korkunçtur, ölümcüldür, çok fenadır!'' Diğer kurallar güneş batmadan mağaraya dönmek, aileden asla ayrılmamak vs vs... Ama ailenin genç kızı Eep'in çok tehlikeli bir huyu var: merak. Ve onun bir akşam mağaradan gizlice çıkmasıyla macera başlıyor; yaratıcı fikirleri, hayalleri, hayat bilgisi olan, ateşi keşfetmiş ve son derece zeki bir genç Guy giriyor hayatlarına. Tam da o sırada güvenlik alanları olan mağaraları yerle bir oluyor, büyük depremler başlıyor ve aile güvenli ''yeni'' bir yer aramak için Guy ile birlikte yola çıkmak zorunda kalıyor. Zaten kahramanın yolculuğu mit'ini içeren bütün hikayelerde değişime, yola çıkmaya direnenlerin başına böyle korkunçlu şeyler gelir ve tatlı tatlı yola çıkmak zorunda kalırlar :)

İşte bu ailenin yolculuğu müthiş eğlenceli olmakla birlikte, gerçekten anlamlı mesajlar da içeriyor. Ailenin babası ve parlak genç Guy arasında bir rekabet oluşuyor. Baba katı kurallarının karşısına yaratıcı fikirler koyan bu oğlana gıcık, üstelik ailenin kalanı da bayılıyor çocuğa. Ama bir dizi olay sonrası yeni fikirlerin o kadar da kötü olmadığını keşfediyor baba. Hayatını tehdit eden bir durumda tek başına kalıyor ve önce panikle ''Guy olsa ne düşünürdü'' diye soruyor kendine, ardından da "ben ne düşünürdüm" diyor ve son derece yaratıcı bir fikirle paçayı kurtarıyor. İsteyince oluyormuş demek.