serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk

25 Kasım 2016 Cuma

Kendini yazan hikayelerimiz



Yazmak bazen derin kazı çalışması yapmak gibi. Geçmişte kalmış travmatik anların etkisini doğuştan getirdiğimiz karakter özelliğimiz sandığımızda, o travmadan özgürleşmek ve bize ait olmayan yükleri atmak için nefis bir araç olabiliyor. Bu konuyu çok önemsiyorum ve bana sıklıkla sorulan “peki ama nasıl” sorusuna kendi deneyimlerimden biriyle cevap vermek istiyorum.

İlkokul 1. sınıfa kendi isteğimle 5,5 yaşımda başladım. Pek parlak bir başlangıç olmadı ve ikinci dönemde sınıfım değişene kadar, asla öğretmen olmaması gereken bir öğretmenle büyük bir sınav yaşadım. Bu deneyimin bendeki etkisini iyi bildiğimi düşünüyordum. Ama bildiğini düşünen ben, yetişkin bendi. Oysa o ana tam olarak geri dönüp o çocuğun ne yaşadığını gerçekten anlayana kadar özgürleşemedim. Aşağıda paylaştığım yazıyı yazdığım anı çok iyi hatırlıyorum. O dönemde çalıştığım ajansta bir anda bilgisayarı kapatıp el yazısıyla yazmaya başladım. Tek bir saniye bile durmadan, sanki benden bağımsız bir güç kalemi ele geçirmiş gibi, bir solukta yazdım. Sanki ben onu yazmadım da o kendini yazdı. Bittikten sonra öyle oh rahatladım, şimdi şahane özgür bir insanım duygusu da gelmedi. Tam tersi önce bir kaya oturdu sanki göğsüme. Ama zamanla yaşadığım olayla özdeşleşmemin kırıldığını, bu anının artık beni tanımlamadığını ve aradan zaman geçip tekrar okuduğumda, gene bana ait olsa da sadece yaşanmış bir gerçeklik olarak onu algılayabildiğimi fark ettim.

Sizin de böyle kendini yazmak isteyen hikayeleriniz varsa mutlaka deneyin derim. Şifa belki kağıt ve kalemden gelir, kim bilir…


24 Kasım 2016 Perşembe

Yaratıcı dürtüler bizi neden dürtükler?


Hepimizin dünyaya gelirken bir yaratıcılık paketiyle geldiğine inanıyorum. Kimi paketini açıp içindekileri kelimeler yoluyla ifade ediyor, kimi melodilerle, kimi bedeniyle, kimi dokunduğu her şeye dokunma biçimiyle. Bir de on parmağında on marifet dediklerimiz var, paketinin tamamını açmaya cesaret edebilmiş kıskanılası insanlar. Öte yandan pakete hiç dokunmayanlar var. Cıss! Onlar bile farkında olmasalar da bu gücü her gün bir şekilde kullanıyorlar. Rüyaları buna güzel bir kanıt olabilir.

Peki neden böyle bir ihtiyacımız, böyle bir doğamız var?


Ye, Dua Et, Sev kitabının yazarı Elizabeth Gilbert’ı romanlarından çok kurgusal olmayan yazıları ve konuşmaları nedeniyle seviyorum. Gerçi, Bir Yosunun Parmak İzleri romanını beğenerek okudum. Yine de ilham veren hallerini daha çok seviyorum.



1440.org sitesine verdiği bir röportajda son kitabı Büyük Sihir ve yaratıcılıkla ilgili soruları cevaplamış Gilbert. Kitabı yazdıktan sonra tam da başkalarını cesaretlendirdiği yerden karşısına bir sınav çıkmış. Hep öyle olur zaten, hangi konuda atıp tutsanız oradan bir şut atar evren :) Bu sınavın sonunda vardığı yeri, karşısına çıkan o yalın soruyu ve soruya Gilbert’ın cevabını çok sevdim. İlgili kısmı kendi naçizane çevirimle paylaşmak istiyorum.

8 Kasım 2016 Salı

YAZMAK NEDEN İYİ GELİR?

Terapist ve araştırmacı Dr. James W. Pennebaker 20 yıldan uzun bir süre duyguların özellikle yazı yoluyla dışa vurumu ve zihinsel-bedensel sağlık ilişkisini araştırmış bir akademisyen. Bu konuda birçok kitabı var. Türkçeye de çevrilmiş olan Opening Up (İçinizi Dökün – Duyguları Dışa Vurmanın İyileştirici Gücü) kitabında araştırma sonuçları ile ilgili çarpıcı veriler sunuyor.


Yazmak sadece boğuştuğumuz kişisel sorunları anlamlandırma ve üstesinden gelme, bu yolla bedensel olarak da daha sağlıklı olma konusunda değil; yazarak içgörü sağlama, yaratıcı tarafımızı uyandırma, odaklanma, kısır döngülerimizden özgürleşme ve kendimizle yepyeni bir ilişki kurma gibi birçok farklı alanda fayda sağlayan çok güçlü bir araç. Pennebaker konunun özellikle travmalardan özgürleşme ve sorunlarla başa çıkma kısmını ele alarak araştırmalarını sürdürmüş ve yöntemini de buna göre oluşturmuş.

Kitabın Yazmanın Değerini Anlama başlıklı kısmından kısaltarak oluşturduğum bir özeti aşağıda bulabilirsiniz. Yazı ve Meditasyonla İçsel Keşif atölye çalışmalarımda şahit olduğum ve kendi deneyimimde defalarca farkına vardığım “yazma ve iyilik hali” ilişkisini bir bilim insanının yıllarını vererek somut verilerle ortaya koyması benim için çok etkileyici. Kitabın tamamını okuduğunuz zaman, Pennebaker’ın araştırma gruplarıyla yürüttüğü ve MRI, avuç içlerindeki ısıyı ölçme, bağışıklık sistemini takip etme gibi pek çok yöntemle yazı yazmanın iyileştirici gücünü test ettiğini göreceksiniz.