Hepimizin dünyaya gelirken bir yaratıcılık paketiyle
geldiğine inanıyorum. Kimi paketini açıp içindekileri kelimeler yoluyla ifade
ediyor, kimi melodilerle, kimi bedeniyle, kimi dokunduğu her şeye dokunma
biçimiyle. Bir de on parmağında on marifet dediklerimiz var, paketinin tamamını
açmaya cesaret edebilmiş kıskanılası insanlar. Öte yandan pakete hiç
dokunmayanlar var. Cıss! Onlar bile farkında olmasalar da bu gücü her gün bir
şekilde kullanıyorlar. Rüyaları buna güzel bir kanıt olabilir.
Peki neden böyle bir ihtiyacımız, böyle bir doğamız var?
Ye, Dua Et, Sev kitabının yazarı Elizabeth Gilbert’ı
romanlarından çok kurgusal olmayan yazıları ve konuşmaları nedeniyle seviyorum.
Gerçi, Bir Yosunun Parmak İzleri romanını beğenerek okudum. Yine de ilham veren
hallerini daha çok seviyorum.
1440.org sitesine verdiği bir röportajda son kitabı Büyük
Sihir ve yaratıcılıkla ilgili soruları cevaplamış Gilbert. Kitabı yazdıktan
sonra tam da başkalarını cesaretlendirdiği yerden karşısına bir sınav çıkmış. Hep
öyle olur zaten, hangi konuda atıp tutsanız oradan bir şut atar evren :) Bu sınavın sonunda
vardığı yeri, karşısına çıkan o yalın soruyu ve soruya Gilbert’ın cevabını çok
sevdim. İlgili kısmı kendi naçizane çevirimle paylaşmak istiyorum.

