Dört ya da beş yaşındayım. Yeni bir eve taşınıyoruz. Evimiz eski
evle aynı semtte ama başka bir mahallede. Bütün eşyalarımız yeni eve
getiriliyor. Bir tek benim sallanan atım yok içlerinde. Soruyorum atım nerede?
Ali Dayı getirecek diyor annem. Ali Dayı eski apartmanımızın görevlisinin adı,
neden dayı diyoruz adama bilmiyorum. Ali Dayı atımı getirmiyor. Günler geçiyor.
Pencereye yapışmış bekliyorum. Sokaktan geçen herkese dikkatle bakıyorum.
Haftalar geçiyor. Anne atım nerede? Ali Dayı getirecek. Ali Dayı gelmiyor. Ben
pencerede, at yok, Ali Dayı yok. Zamanla zihnim oyunlar oynamaya başlıyor bana,
Ali Dayı elinde atımla sokakta beliriyor, kayboluyor sonra. Aylar geçiyor...
Unutacağıma gittikçe daha büyük bir tutkuyla hayal ediyorum tahta atımın
detaylarını, Ali Dayı'nın kafasından çıkarmadığı kasketiyle yüzünün
kıvrımlarını, gözünün çevresindeki derin kırışıkları, ağzının kenarında tuttuğu
sigarasını aklıma kazıyorum ki görünce tanıyayım onu. Gelecekler, bekliyorum.
Hiç usanmadan hayal kuruyorum.
Bu yazının devamında hayal gücüm ve tutkuyla istemeye devam
ederek o ata nasıl kavuştuğumu anlatacağımı sanıyorsanız, maalesef
yanılıyorsunuz. Ali Dayı da tahta atım da hiçbir zaman gelmedi. Ama ben o
taşınmanın üstünden 33 yıl geçtikten sonra o cama yapışmış kız çocuğuyla tekrar
burun buruna geldim.
''Bir hayal mekanı var ve tamamen gerçek.''
Robert Moss'un Rüyalar Tesadüfler Hayaller kitabının 9. bölümünün
adı Hayal Etme Eylemi.
Yazar görüntülerin gerçeklik deneyimimizi ürettiğini ve
yapılandırdığını söylüyor. Görüntülerin oynadığı rolün ve etkileşimlerimizi
belirleyen imajları seçme, atma ve dönüştürme yeteneğimizin farkında olup
olmadığımıza bağlı olarak, hayatlarımızın daha fazla veya daha az gerçek
olabileceğini iddia ediyor.
Diyor ki Moss: ''Hayatlarımızdaki en büyük kriz, hayal krizidir.
Bir yerde takılıp kalırız ve kendimizi bir kısır döngüye kaptırırız çünkü
hayalimizde durumumuzu yeniden yaratmayı reddederiz. Bir dizi negatif veya
sınırlandırıcı görüntüyle yaşarız ve bunlara gerçeklik deriz. Çünkü kendimizi
geçmişin belirli bir versiyonuna veya çok yönlü bir halüsinasyona mahkum
ederiz. Geçmişteki ya da şu andaki durumumuzu bırakıp, olmak istediğimize
yönelmeye cesaret edemeyiz ve bildiğimize, tanıdığımıza tutunmayı tercih
ederiz.''
Kitabın devamında engellerimizi imgelemeyle nasıl aşabileceğimizi
örneklerle anlatıyor yazar. Gizli
sabotörleri saklandıkları karanlıklardan çıkarmak için kendimizi nasıl
tarayabileceğimize dair de basit bir yöntem öneriyor:
•
Hayatınızdaki bir sorunu veya bir zorluğu
tanımlayın.
•
Sessiz bir yer ve zaman seçin, gözlerinizi
kapatın ve bedeninizde konuyu en güçlü şekilde hisseden yere odaklanın.
•
Şimdi o zorluğun bir görüntüsünün size
görünmesini isteyin.
•
Görüntüyü gördüğünüz zaman bilinçli bir şekilde
üzerinde çalışıp onu değiştirip değiştiremediğinize bakın.
Son maddede görüntü üzerinde çalışmak derken kastettiği, örneğin
görüntü arapsaçına dönmüş bir yumaksa onu çözmek ve ihtiyaç durumunda
kullanılabilecek bir halata dönüştürmek...





