serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk
behzat ç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
behzat ç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2016 Pazartesi

Öz şefkat 1. Bölüm: Acıyı uyuşturma stratejilerimiz


Acıyı, korkuyu ve diğer birçok istenmeyen duyguyu uyuşturmak konusunda da acının içinden geçmek konusunda da hatırı sayılır deneyime sahibim hamdolsun :). Ama 15 Temmuz gecesi 3,5 yaşındaki kızımla birlikte kaosun ortasında kaldığımdan beri bu konuda sanırım seviye atladım. O gece yaşananların detayına girmeye gerek duymuyorum. Sonrasında ise benim için de ilginç bir süreç başladı.

“Bende şu an neler oluyor?” diye sormak yerine, “Saçma sapan konuşma la!” demek!


Kendi üzerinde gönüllü olarak çalışan birçok insan gibi, benim de kendime cesaretle en sık sorduğum soru: “Bende şu an neler oluyor?” sorusu.
Hatta yazarak düşünen, yazarak anlayan ve yazarak farkındalık çalışan biri olarak defterlerim de bu soruya binbir çeşit cevapla dolu. Alper Hasanoğlu’nun deyimiyle kendi uçurumuma bakmaya cesaret edebildiğim için takdir ederim kendimi. Ama 15 Temmuz’dan sonra o soruyu soramadım ben. Ve sormamak için de çeşit çeşit taklalar attım. Korkuyu, acıyı, paniği, kırıklığı, bozulmuşluğu, çürümüşlüğü, yüzleşmeyi görmemek için uyuşturdum kendimi. Üstelik kendimi uyuşturduğumu bile bile. Göz göre göre… Ne yaptım? 96 bölümlük Behzat Ç dizisini 2 haftada bitirdim! Evet yaptım. Ben yaptım! Soranlara kitap okuduğumu söyleyip gece yarılarına kadar Behzat Ç izledim. Üstelik bana kendimi iyi hissettirecek, hafif, komik, şen şakrak bir dizi de değildi seçtiğim. Acıyı acıyla, korkuyu korkuyla uyuşturma yolunu seçtim. Sonlara doğru cep telefonum polis telsizi gibi gelmeye ve her an bir yerlerden Akbaba çıkıp “Aga cinayet var” diyecekmiş gibi gelmeye başlayınca hafif bir karıncalanma hissettim neyse ki.


Nihayet kafamı gömdüğüm yerden çıkarıp “o neydi öyle?” diye sorabildiğimde, kendime hatırlattığım ilk şey şu oldu: Duyguları uyuştururken seçici davranamazsın; tüm duyguları aynı anda uyuşturursun. Yani sadece korkuyu, sadece öfkeyi, sadece acıyı değil neşeyi, sevgiyi, mutluluğu da uyuşturursun.