İyi ki bu hayatı yaşıyorum ve
iyi ki ben benim demeye giden
yol nereden geçiyor?
Bu soruya cevap vermek için sanırım önce başka bir sorunun
cevabını bulmak gerek:
Yaşamımızı ve kendimizi değerlendirirken kullandığımız ölçü
birimi ne? Neye / kime göre mutlu ve başarılı sayıyoruz kendimizi?
Örneğin sizin ölçü biriminiz sosyal medyaysa yandınız
demektir. Evde pinekleyerek geçirdiğiniz bir pazar gününü düşünün. Bütün gün
pijamaları çıkarmamışsınız, ev dağınık, kahvaltı tabakları lavaboda duruyor.
Saçlarınız yağlanmış ve tepeden toplayıvermişsiniz. Tam böyle bir anın içinde
akıllı telefonunuzu elinize alıp Instagram’a girme gafletinde bulunuyorsunuz.
Oysa herkes bilir ki pazar günleri insanlar Instagram’a sadece paylaşımda bulunmak
için girer. Başkalarının paylaşımlarına bakmak için değil. Büyük gaflet! Çünkü
o an koca evrende çirkin görünen, dağınık, pis, kendini yalnız hisseden,
yeterince parası olmayan ve canı sıkılan tek varlık sizsiniz! Kediler bile
eğlenceli pozlar vermiş sahilde! Ve sizin hayatınız bomboş! Tbt gününe kadar
yeni paylaşımda bulunacak gücü damarlanızdaki asil kanda bulamıyorsunuz. Peki
kendinizi ve yaşamınızı hangi ölçüyle yargıladınız?
“Alemin keyfi yerinde
yine maşallah. Bize de bir gün kader güler, güler inşallah!”
Başkaları hakkımda ne düşünecek cehennemi ne kadar
yakıcıysa, başkalarına bakarak kendimiz hakkında düşündüklerimiz de o kadar
yakıcı olabiliyor. Kişi için neyin önemli olduğuna göre çeşit çeşit versiyonu
var bunun: Onlar güzel ben çirkin. Onlar zengin ben fakir. Onlar akıllı ben
aptal. Onlar başarılı ben beceriksiz. Onlar çalışkan ben tembel. Onlar aşık ben
yalnız. Onlar popüler ben sıkıcı. Onlar iyi ebeveyn ben yetersiz anne. Kim
olduğunuza, ne olduğunuza başkalarına göre karar verdiğiniz sürece olabildiğiniz
kişi asla yeterli gelmeyecek. Ölçü biriminizi kendinizi başkalarıyla
kıyaslayarak hesapladığınız sürece asla yeterince mutlu, yeterince başarılı,
yeterince popüler, yeterince zengin olamayacaksınız.
Peki bunun anlamı “azıcık aşım kaygısız başım” diyerek azla
yetinmek mi? Daha iyisini başarmak için hiç çaba sarf etmemek mi? Bunun anlamı
kendi ölçü biriminizi sizin için neyin önemli olduğuna dayanarak, yani
değerlerinizi baz alarak kendiniz oluşturmanız.
Dave Mustaine olma
kendin ol, böyle çok daha güzelsin!
Heavy metal müzikle zerre ilgisi olmayan insanlar için bile
nefis bir hikaye Megadeth’in kurucusu, efsanevi gitarist Dave Mustaine’in
hikayesi. Metallica’dan atılıp Megadeth’i kurduğunu biliyordum da detaylardaki
hayat derslerini kaçırmışım meğer. Mark Manson’ın The Subtle Art Of Not Giving
A F*ck adlı nefis kitabında okuyunca araştırdım, araştırdıkça duygudan duyguya,
düşünceden düşünceye koştum.






