Bir farkındalık furyasıdır gidiyor. Aslında iyi de oluyor. Ama bu canım kavramı ne kadar anlayabiliyor, hakkını ne kadar verebiliyoruz? Benim için farkındalığın başladığı nokta, farkındalıksızlığımı fark ettiğim nokta :) Özellikle akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte, aynı anda en az iki iş yapıyoruz. Peki gün içinde kaç kere durup kendimize, içimize, o an yaptığımız işe farkındalıkla bakabiliyoruz? Ya keyif için yaptıklarımız? Mola verdiğimizde gerçekten mola veriyor muyuz; yoksa çayımızı, kahvemizi içerken bile gözümüz facebook'a bir kayıyor mu?
Camille Maurine ve Lorin Roche (Ph. D.) tarafından kaleme alınmış Meditation 24/7 “Practices to Enlighten Every Moment of the Day” elime geçtiğinde, önerilen meditasyonlara çok şaşırmıştım. Bunlar geçekten meditasyon mu diye sorduğumu hatırlıyorum. Ama okuduklarımı deneyimlediğimde, otomatik viteste gerçekleştirdiğimiz birçok eylemi, işin içine farkındalık katarak farklı bir boyuta taşıyabileceğimizi gördüm.
Yaşamın bardağını doldurun!
Kitapta, sabah kendimize gelmek için içtiğimiz ilk içecekle nasıl meditasyon yapabileceğimizi anlatan kısmı Türkçe'ye çevirmeye çalıştım. Güne bu şekilde başlamak, belki kalan saatlerin de daha fazla tadını çıkarmamıza yardımcı olur. Afiyet olsun :)
