serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk
şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2016 Pazartesi

Öz şefkat 2. Bölüm: Kendimizin en iyi arkadaşı olmak


İlk yazıda hoşlanmadığımız duygular ortaya çıktığında onları nasıl baskıladığımızdan biraz söz etmiştim. Bu yazıda ise “tu kaka” duygular yükseldiğinde kendimize nasıl şefkatli davranabiliriz konusuna biraz daha yakından bakmak istiyorum. Bu konuyu çok önemsiyorum, çünkü kendim dahil çevremdeki birçok insanın mükemmel olmayan parçalarını görmezden gelmek için nasıl üstün bir çaba gösterdiğini/gösterdiğimizi görüyorum.


Şefkat kelimesi ne çağrıştırıyor? Ben şefkat dendiğinde bir insanı, içinde olduğu durum ne olursa olsun kabul etmeyi, onu pamuklara sarıp sarmalamayı ve ona sıcaklık, nezaket, sevecenlikle yaklaşmayı anlıyorum. Ama bu konu hakkında çalışmaya başlamadan önce kendi şefkat anlayışımdaki “zor durumda olana acıma” duygusu beni çok rahatsız ediyordu. Bu acınacak halde olma anlayışı, şefkati kendime yönlendirmek konusunda en büyük engelimdi. Şefkat, “vah zavallı ben” demekse eğer, öz şefkat yerine kendimi kırbaçlamayı tercih ederdim.

Teksas Üniversitesi Öz Şefkat Araştırma Laboratuarı’nı yöneten Prof Kristin Neff şefkati şöyle tanımlıyor: Zorluk yaşayan bir insana karşı şefkat duyduğunuz zaman içinizde bir sıcaklık, özen gösterme isteği ve bir şekilde yardımcı olma dürtüsü ortaya çıkar. Şefkat duymak aynı zamanda başarısız olmuş ya da hata yapmış insanları sert bir şekilde yargılayıp eleştirmek yerine onlara anlayış ve sevecenlik sunduğunuz anlamına gelir. Şefkat acı çekmenin, başarısız olmanın ve kusurlu olmanın herkesin yaşadığı ortak, evrensel insanlık deneyimi olduğunu kabul etmek demektir.


Öz şefkat ise siz zor bir dönemden geçerken, başarısız olduğunuzda ya da kendinizle ilgili hoşlanmadığınız bir şeyler fark ettiğinizde aynı şekilde kendinize davranabilmeniz anlamına gelir. Kendinizi yargılamak ya da yaşadıklarınızı görmezden gelmek yerine “Şu an gerçekten bir zorluk yaşıyorum. Tam da bu anda kendimi avutacak, rahatlatacak ne yapabilirim? Kendime nasıl özenli davranabilirim?” diyebilmek... Peki neden söz konusu sevdiklerimiz olduğunda şefkat konusunda cömert olabilirken, iş kendimize şefkatle yaklaşmaya geldiğinde dilsizleşiyoruz?

Kim bu içsel eleştirmen?



Kendimizi tehdit altında hissettiğimizde adrenalin ve kortizol gibi hormonlar üretiriz ve beynimiz soruna saldırma emrini verir. Ancak eğer bir hata yapmışsak sorun bizzat bizizdir. Böylece soruna saldırmak için kendimize saldırırız. Başkalarının yaşadığı sorunlar ise bizim için tehdit değildir, stres hormonlarımızı dürtüklemez ve “savaş ya da kaç” tepkilerine sebep olmaz. Bu nedenle diğer insanlara karşı şefkat hissetmek çok daha kolaydır.