
Hani bazen, kısacık bir an her şeyin yolunda gittiğini
hissederiz ve hemen ardından büyük bir korku kaplar içimizi. Eyvah! Bu kadar
iyi olamaz her şey, şimdi kötü bir şey olacak diye sinsi bir iç ses duyarız.
Brene Brown 6 saatlik “The Power of Vulnerability” seminerinde bu konudan da
bahseder. Çoluk çocuk arabayla tatile gittikleri bir gün yolda hep birlikte
neşeli bir şarkı söylemeye başlarlar. O an her şey kusursuzdur ve Brown paniğe
kapılıp kocasına bağırmaya başlar: “Frene bas Steve! Frene bas!” Adamcağız
korkuyla fren yapar ama aslında önlerinde hiçbir şey yoktur. Bomboş yolda
giderken, bu kadar mutlu ve neşeli bir anın arkasından olsa olsa bir trafik
kazası gelir diyen bilinçaltının oyunudur olan biten. Ve Brene Brown da sol
beynine kuvvet akademik bir araştırmacı olduğu için bu konuya derinlemesine
dalar. Çocuğunu mışıl mışıl uyurken izleyen annelerin bir anda panikle nefes
alıyor mu diye kontrol etmesi, ne zamandır hastalanmadım diye aklımızdan
geçirdikten hemen sonra bedenimizde hastalık semptomları aramamız, mutluluk
duyduğumuz anlardan hemen sonra kötü bir şey olacak hissi gelmesi aslında çok
yaygın bir durum olarak çıkar karşısına. Biz de “çok güldük çok ağlayacağız”
sözüyle büyümüş bir nesiliz, hiç yabancı değil bu durum. İşte Brene Brown bu
korkuya karşı öyle bir panzehir sunuyor ki seminerinde, o bile söylüyorsa bu
konu denemeye değer dedirtiyor. Yaptığı araştırmaların sonuçlarına göre düzenli
olarak şükreden insanlar mutluluk anlarının tadını dibine kadar çıkarabiliyor!
Bir önceki yazıda şükür duygusunun fiziksel sağlığımız,
duygusal durumumuz ve sosyal ilişkilerimiz üzerindeki etkilerini ortaya koyan
araştırma sonuçlarından ve ezberden “çok şükür” demek yerine şükür duygusunu
gerçekten hissetmenin farkından söz etmiştim. (Yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.) Şükretmek bir pratik ve denemeden
etkisini göremeyeceğiniz büyük bir motivasyon aracı. Nereden biliyorum? Çünkü
başlayana kadar benim de zihinsel direnç gösterdiğim bir konuydu bu. Mahalle
baskısıyla pozitif olmak ve her şeye pembiş gözlüklerle bakmak konusunda ciddi
bir alerjim var diyebiliriz. Belki de bu yüzden, önce kendi sol beynimi
doyurmak adına bilimsel araştırmaları önemsiyorum. Ama o kadar araştırmayı
incelemek yerine 5 dakika ayırıp aşağıdaki yazı çalışmalarından birini yapmak
bile şükretmenin duygusal durumumuz üzerinde yaratabileceği ani değişimi görmek
için yeterli. Bir de bu çalışmaları düzenli bir pratik haline getirince, sağlı
sollu bizi her yerden sıkıştıran bir yaşamın içinde çok güçlü bir ilkyardım
kitine sahip oluruz.
Enerjinizi ve
motivasyonunuzu hızla yükseltecek
basit yazı çalışmaları
1. Günün 3 güzelliği
Bugün olan
3 güzel şey neydi? Bunları yazarken ne kadar detaya girebilirsiniz? Bu egzersiz
yeni başlayanlar için özellikle uygun bir çalışma. (Çocuklar ve ergenlerde de
güçlü etkiler yaratır.) Yeterince tekrarladığınızda gün içinde kendinizi hangi
3 şeyi yazacağınızı ararken ve elinizde hayali bir dedektörle gezerken
bulursunuz. O hayali dedektör günün hatırlanmaya değer küçük, güzel
hikayelerini tespit eder ve bir süre sonra farkındalığınızı bu hikayelere daha
çok vermeye başlarsınız. Ancak tekrarlamakta fayda var, günün 3 güzel şeyini
fark edip düşünmek, hatta onlar hakkında konuşmak yazmak kadar büyük etki
yaratmayacaktır.
2. Zaman ayarlı yazı çalışması
Saatinizin
alarmını 5 dakikaya kurup tam şu anda yaşamınızda neler için şükrettiğinizi
yazın. Mümkün olduğunca hızlı ve üzerine çok düşünmeden alarm çalana kadar çalakalem
yazın. Sadece 5 dakikada ne kadar çok yazabildiğinize şaşıracaksınız. İsterseniz
tek bir konuda yazın, isterseniz büyük küçük her şeyi dahil edin. Ve kendinizi
isteksiz hissettiğiniz günler yazmaktan vazgeçmeyin; içecek temiz suyunuz
olmasını, kış günü kaloriferlerin yanmasını, pencereden gelen kuş sesini
duyabiliyor oluşunuzu, aldığınız nefesi yazın. (İşte benim iç sesim bu
çalışmaya fena halde burun kıvırmıştı ama şu anda favori yazı çalışmalarımdan
biri olduğunu söyleyebilirim.)
3. Detaylara odaklanma çalışması
Tek
bir konuyu ele alıp o konunun sizde memnuniyet yaratan her detayını yazın. Bu
çalışmayı özellikle sıkıntı yaşadığınız alanlarla ilgili yapmak, o sıkıntıyla
ilgili bakış açınızı hızla değiştirebilir. Örneğin maddi konularla ilgili
sıkıntı yaşadığınız bir dönemde sahip olduğunuz tüm maddi değerleri yazın. En
küçük ayrıntısına kadar... Ya da diyelim ki evde su tesisatıyla ilgili bir
türlü çözülemeyen bir sorun var ve sizi deli ediyor. Evinizde hoşunuza giden
tüm detayları yazın: Geniş bir balkonunun olması ve akşamları orada içtiğiniz
çay, kitaplığınız, ayağınızı bastığınız halının yumuşacık hissi, en sevdiğiniz
koltuk ve üzerine uzanıp dizi izlediğiniz akşamlar vb. Bunları yazmak tesisat
sorununuzu çözmez ama perspektif değişimi yaratarak evinizle ilgili yaşadığınız
sorunun bütün gününüzü ya da haftanızı mahvetmesini önler.
4. Daha fazla teşekkür
Teşekkür
etme konusunda yaratıcılığınızı artırın. Sizi sevindiren bir olay yaşadığınızda
sadece mutluluğunuzu başkalarıyla paylaşmakla kalmayın, o mutlulukta
büyük-küçük payı olan herkesle “kredisini” de paylaşın. Verdiğim ilk eğitimden
sonra teşekkür notu yazdığım insanlardan biri koçluk mentorumdu. Bana
eğitmenlikle ilgili mentorluk yapmamıştı ama koçluk duruşu konusunda ondan
öğrendiklerim eğitmen duruşu ve hatta yaşamdaki duruşuma da çok şey kattığı
için bu insana duyduğum minneti dile getirecek yeni bir fırsattı karşımdaki.
Doğum
günü mesajlarını da bu konuda bir fırsata çevirebilirsiniz. Standart doğum günü
mesajları yerine o kişiye size kattıkları ya da hissettirdikleri için teşekkür
edebilir, o kişide gördüğünüz güzel özellikleri ona hatırlatarak özel bir
hediye verebilirsiniz. Özellikle uzun zamandır görüşmediğiniz, eski okul ve iş
arkadaşlarınıza böyle bir jest yapmak günlerine renk katacaktır. Ve başka bir
insanı mutlu etmenin kendi enerjinizi nasıl yükselttiğini fark edin.
Kaygı
zincirinin ilk halkasını kırmak
Şükretmeyi
öğrenmek, kaygıyı yönetmek konusunda bana önemli bir araç sağladı. Ne tuhaf ki
işler yolunda gitmediğinde kaygı duyuyoruz, işler yolunda gittiğinde de ya
bozulursa diye kaygılanıyoruz. Kaygının kötü bir de huyu var, anında bir zincire
dönüşebiliyor. Maddi kaygı sahneye çıkıyor, bir an sonra lenflerimizde şişlik
var mı diye kontrol etmeye başlıyoruz, oradan deprem senaryosuna geçip finalde
toplumsal kaygılarla günü bitirebiliyoruz. Bu zinciri fark etmek bile ilk
halkayı koparmak aslında. Ama kaygı senaryolarına verdiğimiz enerjiyi
şükretmeye aktarmaya başladığımızda kaygı duyduğumuz konulara da soğukkanlılıkla
bakmak ve onların içinden cesaretle geçmek için gereken gücü bulabiliyoruz
kendimizde.
Şükür
günlüğü alıştırmaları için şuraya da bakabilirsiniz.








