serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2016 Pazartesi

Mutluluk terörü ve mahalle baskısıyla pozitif olmak!

Mutlu olmak, neşe saçmak, gülümsemek harika. Peki kendimizi o kadar da mutlu ve sevgi kelebeği modunda hissetmediğimiz günler? Peki öfkelendiğimiz anlar? Peki melankolik zamanlarımız? Korkularımız? Elbette bunların girdabına kapılıp gitmenin kimseye bir faydası yok. Ama üzgünsek üzgünüzdür. Öfkeliysek öfkeliyizdir. Farkında mısınız yüzü biraz düşmüş, kendini iyi hissetmeyen insanlardan cüzzamlı gibi kaçmaya başladık. “Enerjimi düşürüyor” diye... Ve biz de varlığımızla karşımızdakine iyi gelmeyeceksek kendimizi kapatmayı tercih etmeye başladık. Çünkü etrafımızdakiler için “yeterince mutlu” değilsek maskemizi tamir edene kadar etraflarda görünmemek daha iyi. Çünkü ayıp bir şey üzgün, korkmuş, öfkeli, hüzünlü olmak. İşin pis tarafı bu “kötü” duyguları yok saymaya, halının altına süpürmeye çalıştıkça onları besliyor ve büyütüyor oluşumuz. Ben buradayım diye bağırmak için seslerini gürleştirmek zorunda kalan duygular, biz dönüp açık yüreklilikle onlara bakmadan bir yere gitmiyorlar.

Kendi deneyimimizin tamamına kucak açamazsak karşımızdakini nasıl olduğu gibi kabul edeceğiz? Sadece iyi hissettiren deneyimler, sadece iyi hissettiren insanlar ve ortamlarla kendimizi sınırladığımızda konfor alanımızdan çıkıp büyümeyi nasıl başaracağız? Ne kadar utanç ya da acı verici olursa olsun hiçbir parçamızı reddetmeden nezaketle kabul edebilirsek insan olmanın hakkını vermeye yaklaşmış oluruz diye düşünüyorum.