Kendi deneyimimizin tamamına kucak açamazsak karşımızdakini
nasıl olduğu gibi kabul edeceğiz? Sadece iyi hissettiren deneyimler, sadece iyi
hissettiren insanlar ve ortamlarla kendimizi sınırladığımızda konfor
alanımızdan çıkıp büyümeyi nasıl başaracağız? Ne kadar utanç ya da acı verici
olursa olsun hiçbir parçamızı reddetmeden nezaketle kabul edebilirsek insan
olmanın hakkını vermeye yaklaşmış oluruz diye düşünüyorum.
Süper kahraman olmanın dayanılmaz ağırlığı
Çok duyduğum bir ifade: “Bu konularla bu kadar
ilgileniyorsun, sen de hala tuzağa düşüyor musun?” Bu konular diye bir tanım
var öncelikle. Sanırım kişisel gelişim ve psikolojiden söz ediliyor. Koçluk
yapmaya başladığımdan beri de “E sen kendi söküğünü dikemiyor musun ki?” sorusu
başladı. Terzi söküğünü dikmeli, dikemiyorsa terzilik yapmasın tamam. Peki bu
sökük bir kereye mahsus olarak mı sökülür? Bazen diktiğiniz yerden yeniden
sökülür, bazen bambaşka bir yerde sökük olduğunu fark edersiniz. Tekrar tekrar
dikersiniz. Bazen de bakmışsınız sökük falan değil kocaman bir yırtık var.
İşinizi kolaylaştırmak için destek alırsınız isterseniz. Ben alırım. Çünkü bu
konular denen konularla ilgilenmek de, koçluk ve eğitmenlik yapmak da beni
kurşun geçirmez yapmaz. Aksine kurşun geçirmeye göğsümü açtığım, açabildiğim
için gurur duyarım kendimle. Benim güç tanımım bu çünkü. Kurşun geçirmemek
değil yara alma ihtimalini bilerek kendimi açabilmek. Eleştirilmek,
yargılanmak, küçümsenmek ihtimalini bilerek, bu ihtimallerden hala biraz
korkarak ama bu korkuya rağmen görünür olmak. Karşılığında ne duyacağını
bilmeden seni seviyorum diyebilmek. Mükemmel olmama hakkını kendime verebilmek.
Bu benim için hem güç hem de özgürlük.
Düşme özgürlüğünü kendime vermeye başladığımdan beri
düştüğüm yerden daha çabuk kalkabiliyorum. “Acımadı ki acımadı ki” diye numara
yapmadığım zaman acıyan yerlerin altındaki bilgeliği, farkındalık fırsatını
yakalayabiliyorum. Acıdan kaçmıyorum. Ama girdabına kapılıp kaybolmamak için de
uyanık kalmam gerektiğini biliyorum. Eğer kaybolursam beni sarsıp uyandıranlara
şükürler olsun.


Ne güzel anlatmışsınız👏👏
YanıtlaSilNe mutlu ki anlaşılmışım ☺️ Çok teşekkürler.
Sil