serendip ya da hasbel kader mutluluk

serendip ya da hasbel kader mutluluk

24 Kasım 2016 Perşembe

Yaratıcı dürtüler bizi neden dürtükler?


Hepimizin dünyaya gelirken bir yaratıcılık paketiyle geldiğine inanıyorum. Kimi paketini açıp içindekileri kelimeler yoluyla ifade ediyor, kimi melodilerle, kimi bedeniyle, kimi dokunduğu her şeye dokunma biçimiyle. Bir de on parmağında on marifet dediklerimiz var, paketinin tamamını açmaya cesaret edebilmiş kıskanılası insanlar. Öte yandan pakete hiç dokunmayanlar var. Cıss! Onlar bile farkında olmasalar da bu gücü her gün bir şekilde kullanıyorlar. Rüyaları buna güzel bir kanıt olabilir.

Peki neden böyle bir ihtiyacımız, böyle bir doğamız var?


Ye, Dua Et, Sev kitabının yazarı Elizabeth Gilbert’ı romanlarından çok kurgusal olmayan yazıları ve konuşmaları nedeniyle seviyorum. Gerçi, Bir Yosunun Parmak İzleri romanını beğenerek okudum. Yine de ilham veren hallerini daha çok seviyorum.



1440.org sitesine verdiği bir röportajda son kitabı Büyük Sihir ve yaratıcılıkla ilgili soruları cevaplamış Gilbert. Kitabı yazdıktan sonra tam da başkalarını cesaretlendirdiği yerden karşısına bir sınav çıkmış. Hep öyle olur zaten, hangi konuda atıp tutsanız oradan bir şut atar evren :) Bu sınavın sonunda vardığı yeri, karşısına çıkan o yalın soruyu ve soruya Gilbert’ın cevabını çok sevdim. İlgili kısmı kendi naçizane çevirimle paylaşmak istiyorum.



SORU: Büyük Sihir kitabı sizi nasıl değiştirdi?

E. GILBERT: Başkalarına sunduğum reçeteyi kendime de uygulamaya her zaman önem vermişimdir. Yaratıcılıkla ilgili bir kitap olan Büyük Sihir yayımlandı ve sonra kendi küçük yaratıcı dürtülerimi görmezden gelirken yakaladım kendimi. Bu dürtüler şiir yazmakla ilgiliydi ve ben hayatımda şiir yazmamıştım. Bir yanım şöyle konuşup duruyordu: “Liz biliyorsun ki şiir düz yazıdan farklı bir şey. Sen bu konuda tek bir eğitim bile almadın. Muhtemelen bu konuda iyi olmayacaksın. Ve kimse okumak istemeyecek.” Kafamdaki bu sesi yakalamam ve Büyük Sihir kitabını ortaya daha yeni atmışken o dürtülere cevap vermem gerekiyordu. Şiir yazmak zorundaydım, yoksa sahneye çıkıp insanlara yaratıcı dürtülerinin peşinden gitmelerini söyleyemezdim.

Böylece birkaç şiir yazdım. Pek iyi olmadı ama kimsenin ölümüne sebep de olmadı. Sonra bu şiirleri müzisyen bir arkadaşıma gösterdim. “Yapmamız gereken bunları şarkıya dönüştürmek” dedi. Sesler gene başladı: “Sen müzisyen değilsin. Bu konuda eğitimli değilsin. O değilsin, bu değilsin.” Ve sonuçta tabi ki oturup o şiirleri şarkılara dönüştürdük. Sonra da bunları kaydedelim dedik. 1 ay sonra, kendimizi bir grup müzisyen arkadaşla kayıt stüdyosunda bulduk ve bir şarkı yaptık.

İşin komik kısmı sonraki hafta New York’ta bir yayıneviyle toplantıdaydım. Hafta sonumun nasıl geçtiğini sordular. Ben de “Güzeldi. Bir müzik stüdyosu kiraladım ve arkadaşlarla orada bir araya geldik” dedim. “Aa sen müzisyen misin?” diye sordular. “Hayır ama müzik yaptık. Birlikte bir şeyler yaptık.” diye cevapladım.
İçlerinden biri gerçekten ambale olmuş bir şekilde sordu: “İyi de ne diye?”

İşte bu milyon dolarlık bir soru.

Ne diye?

Ben öyle istedim diye.

Geçen perşembe var olmayan bir şey şu anda dünyada var diye.

Evrenle birlikte yaratma ve yaratıma katılımcı olma fikrini çok seviyorum diye.

Macera duygusunu bir toplulukla yaşamak istedim diye.

Ve biz burada sadece fatura ödeyip ölmek için bulunmuyoruz diye!




6 yorum:

  1. böyle "naçizane" :) ve güzel bir anlamlı çeviriye nasıl hiç yorum olmaz... elinize kalbinize sağlık. çok iyi geldi ve herkese de iyi gelecektir umarım. sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi harika bir yorum gelmiş oldu :) Beğeninize ve bunu dile getirmenize ben teşekkür ederim. Aynı duyguda buluşmak çok güzel.

      Sil
  2. Eline sağlık👏🏻👏🏻👏🏻

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir yazı, keyifle okudum Selvin Hocam. Paylaşım için teşekkür ederim Selvin Hocam :) Ayrıca bana tuttuğunuz değerli ayna ve nefesimin mucizevi tarafını hissettirdiğiniz için teşekkür ederim. Sorularım vardı, hala var. Sizinle tanıştığım gün ilk soruma cevap buldum. Her düşünerek gün çok parçalı yapbozuma doğru bir parça koyduğumu farkediyorum. Farketmek, farkında olmak ne büyük bir lütufmuş meğer.

    Sevgilerimle
    Zehra

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu vesile olabildiysem Zehra. Çok çok teşekkür ediyorum paylaşımın için ve sorular iyidir diyorum :)) Sevgiyle...

      Sil